Sevgi Ne Demek Biliyor muyuz?


 Anlatımda dolambaçlı yolları sevmem. Ne o şekilde okumasını severim, ne de yazmasını. Ben direk doğruyu ve gerçeği ararım. Yazarken de direk yazmaya çalışırım. Bu konuyu işte bu şekilde anlatmaya çalışacağım.

Sevgi saf olmalıdır. İçerisine hiçbir menfaat duygusu, hiçbir çıkar amacı ve hiçbir bencilce düşünce karışmamalıdır. Sevginin tam bir tanımı olmadığından, herkes gibi bende kendi tanımımı yapıyorum.

Bence sevgi karşılıksız olmalıdır. Yani sevgide karşılık beklenmemelidir. Çünkü karşılık beklenmesi yine kendimizi düşündüğümüz anlamına geliyor. Saf olması gerektiğini söylemiştik.

Bence sevgi karşılığında hiçbir beklentiye girilmemelidir.

Bence sevgi duygusu öğrenilmesi zor bir duygudur.

Bence “Benim en sevdiğim” şeklinde başlayan cümlelerde gerçek sevgi bulunmaz. Çünkü “en” kelimesi bir derecelendirmeyi, bu derecelendirmede menfaata göre sevmeyi gösteriyor.

Bence “Benim en sevdiğim öğretmenim Ayşe Hocaydı” cümlesinde zerre miktar sevgi yoktur. Bakın burada çok kesin bir hükme vardım ve zerre miktar sevgi yoktur dedim.

Bence sevgi, zamana göre değişenkenlik göstermez. “Bugün seni çok seviyordum, fakat şu olaydan sonra nefret ediyorum” tarzı bir cümlede bahsedilen şey, sevgi değildir.

Buraya kadar sevgiyle alakalı bir kaç düşüncemi ifade ettim. Şimdi farklı bir şekilde meseleyi ele alalım.


Bilinen Sevgi, Bilinmeyen Sevgi

Bence diğer tüm insanların bildiği sevgi ve benim bahsetiğim sevgi birbirlerinden farklı şeyler. Çünkü günümüz insanı, kendisini tapar derece sevmesi yada sadece kendi için yaşaması yada sadece kendini düşünmesi sonucu, gerçek sevgiyi bulamıyor, hissedemiyor. Anneler istisnadır burada. Annelerin hepsi olmasa da, bir kısmının, gerçek sevgiyi çocularına karşı hissettiklerini düşünüyorum. Çünkü bu sevgi tamamen saf.

Şimdi bilinen sevgilerden örnekler verelim; bir kız yada erkeği sevgili olarak sevmek, arkadaşlarını sevmek, akrabalarını sevmek, öğretmenlerini, komşularını sevmek, bir futbolcuyu yada şarkıcıyı sevmek ve daha aklınıza neler geliyorsa artık. Şimdi bunları biraz açalım.

Sevgiliniz olan kız yada erkek arkadaşınızı seversiniz. Peki kendinize sorun, niçin o kişi sevgiliniz olmuştur? Belki yakışıklı yada güzel, çalışkan, dürüst, kendine güvenen, asil ve saygın biridir. Bu yüzden seviyorsunuzdur. Şimdi bunu biraz daha açalım.

Birincisi, çevrenin tepkisinin önemi. Elalem diyecek ki, “Bak, ne kadar iyi bir sevgilisi var”.

İkincisi, biz kendimiz için hep daha iyisini isteriz. Ve baktık ki, çevremizde bize sevgili olmaya aday olan en iyi kim var, onu seçeriz ve elde etmeye çalışırız. Çünkü biz her zaman en iyiye layığızdır. Niçin daha kötü olanı seçelim ki!!

Üçüncüsü, sevgilimizdeki bu özellikler kimin işine yarayacak? Tabiki, sevgilisinin. Hem güzel, gözüne hoş gelir, hem çalışkan, para kazanır, maddi olarak sıkıntı yaşatmaz. Hem dürüst, yalan söylemez ve aldatmaz. Hem asil ve saygın, onun sayesinde asaletin ve saygınlığın dünyasına girilir. Hem kendine güvenir, halk nezdinde ezik görünmez ve sevgilisini daima korur.

Bakın niçin seviyormuşuz meğer sevgilimizi? Sadece bize faydası olduğu için. Demek ki, bu faydaların hepsi birden ortadan kalksa, ortada sevgi kalmayacak. Hatta bazen görüyoruz ki, adam sadece maddi olarak sıkıntıya düştüğü için bile eşi tarafından terkedilebiliyor. Varın gerisini siz düşünün.

Diğer sevgi türlerine bakarsak kısaca; arkadaşlarımızı yine “en iyi anlaştığımız”, “statüsü bize uygun”, “kendimize yakıştırdığımız” kıstasına göre severiz. Akrabalarımızı, yakınlarımız oldukları için ve dar zamanlarda yanımızda olmaları için severiz. Öğretmen ve komşuları geçiyorum. Futbolcu ve şarkıcıyı severken, onun insaniyetini değil, bizim hoşumuza giden özelliğinden dolayı severiz. Mesela, “Drogba harika bir futbolcu. Adamın hayranıyım.” tarzı bir lafta, o futbolcunun koşuşu, golleri ve varsa başka özelliklerini seven bir adam aklımıza gelir. Ve çoğumuz sevdiğimiz futbolcu ve şarkıcılarla resim çektirmek, imzalarını almak isteriz. Niye? Çünkü o resimle yada imzalı şeyle çevremize öyle bir hava atarız ki, sorma gitsin. Ama bunuda öyle bir yaparız ki, kimse de hava atıyor sanmaz haa.

İşte zamanımızın sevgi örnekleri. “İnsan iyiliğin kölesidir” diye bi laf vardır. Aynen öyledir. Birinin seni sevmesini istiyorsan, ona faydan dokunsun yeterli. O adam seni çok sever. Niye? Çünkü kendisini çok sever.

İşte ben bunu çok iyi bildiğimden bununla alakalı çok sosyal deneyler yapmışımdır hayatımda. Mesela yalnız oturan bir adamla otobüste yanyana denk geliriz. Adama sorarım “Hayat nasıl gidiyor?” diye. Ve dinlerim sonrasında. Bakın adam lafın sonunda bana şunu der “Al telefon numaram. Ben şurada oturuyorum. Ne zaman istersen ara. Ne zaman istersen gel. Ben seni çok sevdim.” Bunu o kadar çok denemişimdir ki, sayısını hatırlamıyorum. Burada yaptığım, yalnız olan kişinin derdini dinlemek. Zamanımızda kimsenin birbirini dinlemediği bir ortamda, ben birini dinliyorum. Adama faydam dokunuyor. Çünkü anlatınca rahatlıyor. Ve beni çok seviyor.

İşte bunun gibi daha bir çok sosyal deneylerim olmuştur. İnsanların seni sevmesini istiyorsan, iyilik yapman yeterli. Yada kölen yapmak için. Siyasiler hep böyle yapmıyor mu zaten. Seçim vaatlerine bakın, ne demek istediğimi anlarsınız.


Sonuç

Bi kaç sene önce haberlere çıkmıştı. Rus bir genç, karadenizde bir ilde trafik kazası geçiriyor. Yatalak oluyor ve konuşamıyor. Ama kimi kimsesi yok. Bizim teyznin biri bunu alıyor yanına ve 4 sene boyunca ona bakıyor. Sonra Rusya dan gelen yakınları, araştırırken buluyorlar. İşte oradaki teyzenin sevgisi gerçek sevgi. Karşılıksız, beklentisiz.

Diyebilirsiniz ki, “yani hayatın düzeni böyle. Nasıl seveceğiz başka türlü? Gidip de kötü bir adamı mı sevelim yani” diye. Şu zamanki hayatın düzeni böyle ama herkes böyle yapıyor diye bunun doğru olması gerekmiyor. İnsanı, insan olduğu için sevmek. Ben bundan bahsediyorum. Ama aslına bakarsanız çok da anlamanızı beklemiyorum. Siz gidin yalancı sevgilerinizin peşinden koşun. Benim okuyucum elbet gelip beni bulacaktır. Gerçeği aramayı bırakmazsa tabi.





Sevgi Ne Demek Biliyor muyuz? Sevgi Ne Demek Biliyor muyuz? Reviewed by Kerem Yeniyurt on 14:01 Rating: 5

1 yorum:

  1. ben de aynı fikirdeyim ama dünyada birbirini gerçekten seven kişi sayısı çok az maalesef.

    YanıtlayınSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.