Memnuniyetle Efendim!!


Normalde artık burada birşey yazmama kararı almıştım ama napayım, yazmak geldi içimden. Yalnızlığımla başa çıkamadım sanırım.

Son bir kaç ayda, herhalde birşeyler yapma heyecanımın zirvelerinde dolaşırken, bayağı bir tecrübe edindim. Birçok insanla derdimi konuştum, paylaştım, bişeyler yapalım dedim. Konuştuğum insanları da, önceki tecrübelerime dayanarak, çok seçici davranarak, anlayabileceklerini düşünerek seçtim. Ama noldu, nothing happened...

Bu çabalarımı da bilinçsizce değil, gayet bilinçli gerçekleştirdim. Görmek istiyordum, anlatabilecek miyim ve anlayabilecekler mi diye? Eğer bir ışık görebilseydim, o yoldan ilerleyecektim, neredeyse emindim o yolun çıkmaz sokak olduğuna ama kendimi yanıltmak istemiştim. Kendime "Sen o kadar da zeki yada akıllı değilsin, insanlar senin düşündüğün kadar sığ değil" diyerek, kendimi buna inandırmaya çalışarak, kendi düşüncelerimde yanıldığımı görmek istemiştim. Ama yanılmamışım. Malesef düşüncelerimi doğrulamış oldum. Ki, yüzde yüz emin olana kadar kendimden şüphe etme gibi bir yapım olduğundan dolayı, her düşüncemi doğrulamak için fırsat kollarım her zaman. Doğruladıktan sonra da kolay kolay değiştirmem.

İşte sonuç olarak, anlaşılamayacağımı, çok farklı insan kitlelerinden seçtiğim insanlar ile test etmiş oldum. Tolstoy u çok iyi anlıyorum, Dostoyevski yi ve bazı büyük yazarları da. Adamlar anlaşılamamış, kimse dinlememiş onları. Onlar da yazmışlar. Yazdıklarını bile hala malesef ki çok büyük bir çoğunluk anlamaktan aciz. Böyle olduğunu test ettim yani. Anlamadıklarını.

Tabi bende bu boşuna çabalar sonrası ikna olduktan sonra, ne burda yazmaya, ne birilerine ulaşıp bişeyler anlatmaya çalışmıyorum artık. Bıraktım hepsini. Kendi halinize bırakıyorum hepinizi. Yapacağımı yapmış bulunuyorum. Uygun bir durum oluşmadıkça artık sizleri rahatsız etmeyeceğim. Kendi kabuğuma çekiliyorum belirsiz bir zamana kadar. Ali Şeriati diyor ya, "Sizi rahatsız etmeye geldim" diye. Ben vazgeçtim şimdilik işte ondan. Çünkü sizi kim rahatsız ederse, siz onu yokluğa hapsediyor, sesini kesmek için elinizden geleni yapıyor, anlamadan yargılıyor ve hükmü veriyorsunuz. Siz yani insanlık böylesiniz işte. Eğer uygun bir fırsat elime geçerse bilin ki, artık beni yok sayamacağınız bir durumdayım, zarar veremeyecğiniz bir konumdayım demektir. Yani uygun durum demek aslında böyle bir durum demek.

Bu arada Hermann Hesse'nin "Bozkırkurdu" kitabını tavsiye ederim. Eğer sizde kaybolduysanız bir yerlerde, bu kitabı okuyun. Sizin gibi insanların da var olduğunu görmüş olun. Ama kitap sizi kaybolmaktan kurtaramayacak, bunu söyleyeyim. Çünkü yazar çözüm veremiyor. Çözümü ben veriyorum, aslında her zaman anlatmak istediğim bu çözümdü ama insanlar kaybolduklarının farkında olmayınca, çözümü de anlayamayıp, salakça anlamaz bakışlarla dinlediler hep beni. Heh işte kaybolduğunuzu farkeder, bir çözüm olabileceğine inanırsanız (ki inanmayanlar çoğunlukta), ben burdayım yine. Siz beni rahatsız edebilirsiniz, memnuniyet duyarım.
Memnuniyetle Efendim!! Memnuniyetle Efendim!! Reviewed by Unknown on 15:35 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.