Herkesin Sadece Kendini Sevdiği Bir Dünyada İntihar Normaldir


Yukarıdaki başlık aslında herşeyi anlatıyor. Ama açalım biraz.

Öncelikle sakın ha sakın, ben başlıktaki gibi biri değilim demeyin sakın. Belli acılar çekmemiş, üzerine düşünmemiş, beynini zonklatacak şekilde okuma ve düşünme gerçekleştirmemiş insanların malesef hepsi başlıktaki tanım içerisindedir (Sadece kendini sevme). İstediğiniz kadar öyle değil diyin, inkar edin. Buna katılmayan kim varsa, yüzyüze soracağım bi kaç soruyla asıl gerçek ortaya çıkacaktır. Zaten ben öyle değilim diyorsanız, okumayın yazıyı, gerek yok, herşeyi biliyorsunuz zaten siz.

Dünya bir yarış meydanı olmuş. Herkes birbirinin rakibi. Herkes daha fazlasına sahip olmak için tüm hayatını feda ediyor. Bunu sadece basit şekilde paraya indirgemeyin sadece. Statüden bahsediyorum. Bu zamanda zengin olmanın getirdiği ciddi bir statü olsa da, bundan daha değerli statüler de mevcut. Bilgin olma statüsü, popülerlik statüsü, zeki olma statüsü, güzellik statüsü, hazır cevaplık statüsü gibi.

İşte dünya insanları, kendilerini unuttu, bu statülerden biri yada bir kaçını elde etme amacıyla yaşıyorlar. Ama ne derler, bi çöplükte iki tavuk ötmez. Herzaman birinci statüde olan vardır ve sonra ikinci ve üçüncü diye devam eder. İşte bizim dünya insanları da bu statü basamaklarında yükselmeye çalışır. Bazısı bir yer edindiyse, halinden memnun olup bu bana yeter diyebilir. Ama her zaman o statüsünü kaybetmeye sebep olabilecek şeyler karşısında düşman kesilecektir. Bir de daha fazlasını isteyenler vardır. Bunlar yerlerinden memnun olmaz hiç, daha fazla daha fazla diyerek ve sonra belki de elde ederek tatmin olurlar. Ama ne pahasına.. İnsanlıklarını terketme pahasına.

İşte bu şekilde düşünen dünya insanı, her muhtemel rakibi, düşmanı olarak görür. Bir adam rakibi değilse, kendi menfaatine de yarıyorsa onu sever. Sever demeyelim de kullanmak için sevmiş gibi görünür. Yoksa sevgi bu kadar ayaklara altına alınacak bir konuda asla kullanılamaz.

Herkesin birbirine muhtemel rakip olduğu bir yerde, kardeşlik olabilir mi? Tabiki olamaz. Olsa olsa kardeşlik değil, menfaat süresince birliktelik olur.

Diğer yandan, her yarışın bir kazananı olduğu gibi kaybedeni değil, kaybedenleri de vardır. Bir koşu yarışında 8 kişi yarışıyorsa, bir tane birinci çıkar. 7 tane de birinci olamayan ama yarışı kazanma isteğinde olan kaybedenler çıkar. Yani yarışların boyutuna göre çoğu zaman az kazanan, çok kaybeden vardır. Yani azınlık mutlu olurken, çoğunluk mutsuzdur.

İşte bu mutsuzlar içinde artık yarışmaya gücü kalmayanlar da vardır. Yüz kere yarışır da, hepsini kaybeder. İnancını yitirir, gücünü kaybeder. Ama diğer yarışmacılar gözünün içine bakar, seyirciler hadi sende yarış diye tezahürat yapar, hatta istemese de yarışmak zorunda bırakılır. Ben koşmak istemiyorum der ama kimse dinlemez. Herkes sadece yarışlardan söz etmektedir.

İşte artık yarışmaya mecali kalmayan yarışmacı, kimsenin onu anlamadığı ama bir yandan da yarışmaya zorladığı ortamdan kaçmak ister. Çünkü artık dayanamamaktır. İnancını yitirmiş, ruhen bunalıma girmiştir. Tam bir mutsuzdur. Ve kaçışın adı intihar olur.

İşte şimdiki dünya hayatımızın özeti. Heryerde yarışlar düzenleniyor, herkes bu yarışlara davet ediliyor, hep yarışlardan söz ediliyor. Başarının anahtarını anlatan kitaplar basılıyor. Sanatla yarışlar teşvik ediliyor. Herkes birbirine rakip oluyor, rakip olacak duruma getiriliyor.

 İntihar artık o kadar normal hale geldi ki, insanlar cidden hayattan vazgeçmeye kalkanlara "Atlasana" diyebiliyor. Ne hale gelmişiz di mi? Ama intihar normal hale gelmesin de ne yapsın? O kadar çok kaybeden var ki?

Nerde gerçek sevgi, nerde gerçek kardeşlik, nerde barış. Barış demekle barış olmuyor, sevgi demekle sevgi gerçekleşmiyor. Demek değil, yapmak lazım. Herkes konuştuğunu yapsaydı, dünya ne güzel bir yer olurdu zaten di mi?
Herkesin Sadece Kendini Sevdiği Bir Dünyada İntihar Normaldir Herkesin Sadece Kendini Sevdiği Bir Dünyada İntihar Normaldir Reviewed by Unknown on 18:34 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.