Eğitim Sorunu Klişesi



(Resimde öğretmen tüm hayvanların arkadaki ağaca çıkmasını istiyor. En adaletli seçim için herkesin aynı sınavı alması gerektiğini söylüyor. Einstein da yorumunda, eğer sen balığın yeteneğini ağaca çıkmayla ölçersen, balık hayatını bunun aptalca birşey olduğuna inanarak geçirecektir.)

Milli kütüphanedeyim. Yaklaşık 1000 kişi ders çalışıyor salonlarda. Gelenler bilir. Liselileri de almaya başlamışlar. Liseliler üniversite sınavına çalışıyor. Üniversiteliler, bölümüne göre çalışıyorlar. Tıp, hukuk, ekonomi, ne ararsan var. Bir de daha büyükler var. Kimi araştırma yapıyor, kimi görevde yükselme sınavına çalışıyor. Herkes çok çok önemli şeyler üzerine sıkı sıkı çalışıyor yani anlayacağınız!!!

Ama kimse insan olmaya, insanlığı öğrenmeye, hayatı tanımaya, nasıl yaşanması gerektiğine, ne için yaşadığını araştırmaya, gerçekten ne öğrenmesi gerektiğini bilmeye çalışmıyor. Herkes toplum yada diğer etkenler tarafından önüne konan yemeği yiyor. Kimsede demiyor ki "Ben ne yiyorum acaba?".

Bütün bu çalışmalar sözde daha rahat yaşam için. Yaşamın daha ne olduğunu bilmeden, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmeden, asıl rahatlığın ne olduğunu bilmeden çalışıyorlar. Görüyorum ben işte, adamın herşeyi var, her istediğini yapabiliyor. Ama geliyor, diyor ki "Boşluktayım, hayat anlamsız. Yada aşık olduğum insandan ayrıldım. İntihar edicem". Diyebilirsiniz ki, ya kaç tane böyle adam var ki intiharın eşiğine gelmiş? İntiharı hiç düşünmeyen ama mutsuz yaşayan dışardaki o insanları gördünüz mü? İşte onlar da aynı dertlere sahip ama sadece intiharı düşünmüyorlar sadece.

Şöyle bir eğitim sistemimiz olduğunu düşünürsek bu aslında hiç de şaşılacak bir şey değil. İngilizce eğitim veriyoruz yıllarca okullarda. Hatta bazı liselerde hazırlık sınıfları vardı bi zamanlar. Şimdi var mı bilmiyorum. Yıllarca ingilizce ders veriyoruz ama ingilizce öğretemiyoruz. Bu kadar beceriksizlik olur mu? Lisede 1 sene hazırlık okudum. Ondan önce 4 sene okulda ingilizce ders aldım. Lisede yine 3 sene daha ingilizce aldım. Kaç yapıyor, 7 sene ders olarak, 1 sene de hazırlık boyunca ingilizce almışım. Yazık o yıllarıma. Boşa geçmiş. Türkiye'nin iyi bir üniversitesini kazandım. Hazırlık sınavını geçmek için sınava girdim ve "Beginner" dan sonraki seviyeye geçebildim ancak. Yani 5 seviyeden ikincisine. Ve orda 1 sene herşeyiyle ingilizceyi öğrendim. Demekki bana üniversite öncesi ingilizce öğretmemişler, onu görmüş oldum.

Şimdi sen daha ingilizce öğretemezken, bu çocukları hayata nasıl hazırlayacaksın ki. Ezberci sistem, ezberle, dersi geç, sonra unut. Neyse şimdi çok girmeyelim detaya. Ama şunu diyeyim, Türkiye sadece bir kaç gerçek üniversite var. Diğerleri yüksek lise. İsteyenle bu konuda tartışırım da. Üniversite hocaları bile "Yan gel yat" modunda ise çocuklar ne yapsın.

Çocuklara erdemden, iyilikten, hayatın gerçeklerinden, araştırmadan, nasıl öğrenme yapılacağından, sorgulama yöntemlerinden, düşünmekten, düşünmeyi öğretmekten bahsetsek, anlatsak, uygulamalı göstersek, bu çocuklar hiç olmazsa artık her önüne konanı yemez, ne zaman ne yapması gerektiğini bilir. Koyun olmazlar kısaca. Sizin gerçek düşmanınız size gerçekleri göstermeyenler, bunu unutmayın.

Sonuç olarak "Avret yeri açıkken, gözlük takmaya çalışan insanlar" olduk. Yazık halimize.
Eğitim Sorunu Klişesi Eğitim Sorunu Klişesi Reviewed by Kerem Yeniyurt on 02:30 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.